
MorSayfa Gezi Editörü 29.09.2026 Samandağ
Samandağ’da Taş, Su ve Rüzgâr: Çevlik’ten Titus Tüneli’ne
Samandağ kıyısında Akdeniz’in açık ufku, Çevlik’te kayaya oyulmuş iki bin yıllık su yolu ve mezar odalarıyla beklenmedik bir tarih koridoruna dönüşüyor.
Samandağ’da denize ulaşınca yol bitmiyor; kıyının hemen gerisindeki kayalıklar başka bir geçit açıyor. Çevlik’te dalga sesiyle başlayan yürüyüş, birkaç dakika sonra taşın içine oyulmuş Titus Tüneli’nin serinliğine giriyor. Akdeniz ışığından gölgeye bu ani geçiş, burayı yalnız arkeolojik bir durak olmaktan çıkarıp bedensel bir deneyime dönüştürüyor.
Tünelin yapımına Roma İmparatoru Vespasianus döneminde, milattan sonra 69 yılında başlanmış; çalışma Titus döneminde sürerek 81 yılında tamamlanmış. Yaklaşık 1.380 metre uzunluğundaki sistemin amacı, dağdan gelen sel sularını limandan uzaklaştırmaktı. Bugün duvarlardaki keski izleri ve yüksek kaya yüzeyleri, suyla mücadele eden mühendisliğin ölçüsünü hâlâ görünür kılıyor. Yakındaki Beşikli Mağara’da kayaya oyulmuş mezar odaları ve on iki mezar, aynı güzergâha farklı bir sessizlik ekliyor.
Kıyıya döndüğümde rüzgârın taşıdığı tuz kokusu, tünelin nemli havasını kısa sürede siliyor. Samandağ’ın etkisi tam da bu keskin geçişlerde: deniz, kaya, tarım alanları ve tarih birbirine uzak sahneler gibi değil, aynı günün farklı yüzleri olarak yaşanıyor. Yaz sıcağında yürüyüşü sabah saatlerine almak, kaygan zemin için uygun ayakkabı kullanmak ve ziyaret koşullarını önceden kontrol etmek deneyimi rahatlatır.
Samandağ’dan ayrılırken aklımda tünelin karanlığı değil, çıkışındaki ışık kaldı. İnsan eliyle açılan bu koridor, iki bin yıl sonra bile suyun yönünü değiştirmenin ötesinde bir şey söylüyor: Bir coğrafyayı anlamak, onunla mücadeleyi değil onun ritmini okumayı gerektiriyor.